Dalışa Başladım

Dalış yapmaya 13-14 yaşımda, bir şans sayesinde başladım.

Kuzenim deniz gözlüğü satın almış ve sonradan pişman olarak ucuz bir fiyata satışa çıkarmıştı kendi "mini market"lerinde. Eee, köy yerinde bu tip şeyler bulunmaz; hem de o fiyata... Küçükten beri çok tutumluyumdur, iyi para biriktiririm. Ancak istediğim şeyler ve sevdiğim kişiler için para harcamaktan pek çekinmem. Bu yüzden satın aldım o deniz gözlüğünü.

Oltayla balık avına gittiğimiz bir gün ilk hevesle denedim; ancak ayaklarımda lastik ayakkabılar vardı (deniz kestaneleri ve kayalar batmasın diye). Sonra baktım gördüm ki oltayla balık avlayacağıma deniz dibinde kayaların arasına dalmak daha zevkli... "Üstelik balık avlayacaksam, 3-4 saat güneş altında bekleyeceğime dolaşarak, arayarak, kendim seçerek avlarım balığımı," diye düşünerek ilk fırsatta zıpkın ve palet satın aldım.

Yıllardır her yıl Kıbrıs'a gittiğimde her fırsatta dalışa gidiyorum. Biz zıpkınla balık avı için dalıyoruz. Ancak dalışın tek amacı bu olmak zorunda değil... Denizin altı inanılmaz güzellikler sunar. Dibe
dalıp dipte palet sallamaya devam ederken ileriye, mavi/mor sonsuzluğa bakarak yüzmek en sevdiğim şeylerden biridir. Bir de, dipten yukarıya oyalanarak, paletleri çok yavaş sallayarak çıkarken denizin parıldayan yüzeyini alttan gözlemek...

Zıpkınla balık avlamayla ilgili teknikler, kimi balıklarla ilgili "tüyo"lar falan vermeyi düşünmüyorum. Ben köyde büyümüş biri olarak avlanmayı doğal algılamaya alışmış olabilirim (kızmayın ama keklik ve tavşan da avlamışımdır yıllarca). Köy yerinde avlanmak salt bir zevk işinden çok gereksinimdir de. Ancak bu işi yalnız ve yalnız bir "zevk" haline getirip küçük/büyük yenen/yenmeyen balık/böcek/salyangoz ayrımı yapmaksızın denizde katliam yapılması en sinir olduğum şeydir. Hele zevkini aldıktan sonra öldürdüğü balıkları atanların gözümde değeri sıfırdır.

Yukarıda açıkladığım düşüncelerim nedeniyle, zıpkınla balık avını özendirecek bir yazı bulamayacaksınız burada. Ancak, amacı ne olursa olsun, dalış yapanlar/yapacaklar için kendi yararlarına olacak kimi öğütlerim olacaktır.

Aşağıdaki öğütleri okuduktan sonra "Bize kısaca 'Dalmayın!' diyor bu," yorumunu yapmayın lütfen. Böyle bir yorum, "trafik kurallarının araba kullanmayı engellemek için çıkarıldığını" iddia etmeye benzer. Gerekli önlemleri alıp dikkatinizi önemli noktalara verdikten sonra araba kullanmanın zevkini yaşar ve yararlarını görürsünüz. Dalışla ilgili "deneyimli" sayılabilecek birisinin naçizane önerileri aşağıdakiler...


Bunları önemserseniz her zaman içiniz rahat zevkine varabilirsiniz dalışın (NOT: Tüpsüz dalışla ilgili olan bu önerilerin çoğu tüplü dalış için de geçerlidir):

- Kesinlikle yalnız dalmayın. Unutmayın ki, denizin şakası yoktur!

- Dalış yapan grup içinde en az biri deneyimli olsun.

- Birlikte daldığınız en az bir kişinin görüş alanından ayrılmayın ve onu (onları) gözden ayırmayın.

- Mümkünse, deniz dibinde anlaşmanızı sağlayacak birkaç işaret belirleyin önemli olabilecek şeyler için (Aslında bunun için dalgıçların kullandığı standart işaretler vardır).

- Çok yorgun, uykusuz, içkili, vb. olduğunuz zamanlarda dalış yapmayın. Yorgun olmasanız bile, kaslarınızı yormuş olan birşeyler yüzünden (denize bisiklet kullanarak gitmek veya bir gün önce halı sahada maç yapmak gibi) denizde ayağınıza kramp girebilir.

- Karnınızın çok dolu olduğu durumlarda dalış yapmanız iyi değildir. Denizde uzun süre kalacağınız zamanlarda, dalmadan önce, enerji veren, ama midenizi aşırı doldurmayacak şeyler yiyebilirsiniz.

- Deniz suyunun soğuk olduğu durumlarda vücudunuzu suya yavaş yavaş alıştırın; hemen dosdoğru suya dalmayın (şok kalbe zarar!..). Üzerinizde balıkadam giysisi varsa (şanslı dalgıçlar) sorun yok...

- Denizin aşırı dalgalı ve/veya tortulu olduğu zamanlarda dalmaktan vazgeçip geri dönün evinize. Karanlıkta (fenerle) dalış deneyim ister. Bundan da kaçınmanızda fayda var.

- Denize girdikten daha sonra aşırı dalgalanmalar başlarsa, çalkantılar şiddetlenmeden denizden çıkın. Dışarıya çıkarken dikkatli olun. Derin yerlerde genelde güvendesinizdir ancak özellikle deniz kıyısındaki kayalar tahmin etmediğiniz kadar keskin ve kaygan bir yapıya sahiptir. Dalgaların sizi bu kayalara çarpması şiddetli olmasa bile önemli yaralara neden olabilir. Özellikle başınızı koruyun.

- Her zaman başınızı her türlü çarpma riskinden koruyun. Unutmayın ki denizde bayılmak veya kısmen kendinden geçmek boğulma riski getirir; evde kafanızı duvara çarpmaya benzemez. Bu yüzden, örneğin kaya aralıklarından/altından geçmeden önce iki kez düşünün ve geçerken başınızı koruyun (örneğin elinizi başınızın üstünde tutarak kayaları itekleyerek ilerleyin.

- Riskli dalışlar yapacağınız durumlarda bir arkadaşınızın sizi gözlemesini sağlayın. Benzer durumda siz de ona yardımcı olun.

- Her dalışın bir çıkışı olduğunu unutmayın ve nefesinizi ona göre ayarlayın. Ayrıca aşağıda nefesiniz tükense de kendinizi tutun ve yüzeye hızlı çıkmaya çalışmayın (vurgun yiyebilirsiniz).

- Dalış derinliğini kulağınızın ağrıdığı derinlikle sınırlayın. Genelde daha derine dalmak için nefesiniz yeter ancak kulağınız zarar görebilir.

- Deneyimli olmadığınız konularda kendinizi riske sokmayın (dar kovuklara başınızı sokmak, mağaralara girmek, müren sevmeye veya vurmaya çalışmak gibi).

- Bilmediğiniz "yaratık"ları ellemeyin (sizi kaşındırabilir, ummadığınız alerjilere neden olabilir). Örneğin çoğu balıkların yüzgeçleri batar ve kaşındırır, kimi balıkların yüzgeci parmaklarınızı şişirecek kadar zehirlidir. Başa çıkamayacağınız "şeyleri" (çok büyük balıklar) vurmaya veya "sağını solunu bilmediğiniz" deniz canlılarını "sevmeye" çalışmayın. Ahtapotun ağzı çok tehlikelidir (kendisi "yumuşakça" olsa da alttaki dişleri çok keskindir; yengeç yiyor bu hayvan!). Deniz yılanı zehirlidir, müren ise sıkıştırıldığında veya yaralandığında saldırarak vücudunuzdan parça koparabilir (yarası zor iyileşir ve yıllarca dönem dönem acısını çekersiniz).

- Deniz malzemelerinizde sorun olduğu zamanlarda dalış yapmayın. Bu gibi durumlar için yedek parçalar (yedek deniz gözlüğü kayışı, yedek zıpkın lastiği, vb.) bulundurun yanınızda.

- Yanınızda -sizi yaralamayacak bir biçimde- bir bıçak bulundurmanız genelde yararınızadır.

- Yanınızda vücut hareketlerinizi ve dalışınızı zorlaştıracak gereksiz şeyler taşımayın.

- Balıkadam giysiniz yoksa, güneş altında sürekli sırtınız yukarıda yüzmeniz tuzlu suyun da etkisiyle sırtınızın ve baldırlarınızın yanmasına neden olur. 3-4 saatlik bir sürede aşırı yanıklar olabilir. Bu yüzden sırtınıza eskice bir tişört geçirmenizi öneririm (Tuzlu suda güneş altında eskitmeye kıyacağınız bir tişört olsun). Bu ayrıca, kayalara sürünerek geçtiğinizde kurtçukların, deniz kestanelerinin veya kimi türden yosunların vücudunuzda oluşturabileceği olası kaşıntıları da büyük ölçüde engellemiş olacaktır.

- Yanınızda bir sugeçirmez saat bulundurun (günümüzde lüks sayılmaz) ve ailenize/yakınlarınıza söz verdiğiniz saati geçirmeyin (çok meraklanırlar ve size bir daha izin vermek istemeyebilirler). Denizden çıkmaya karar verdikten sonra çıkana kadar 30-45 dakika harcanması gayet doğaldır (çünkü çıkarken de gezinmeyi sürdürmekten alıkoyamazsınız kendinizi - kendimden biliyorum). Bu süreyi de hesaba katarak belirleyin çıkış saatinizi.

Dalarken bunları aklınızda bulundurursanız sizin ve yakınlarınızın içi rahat olur siz dalış zevkini yaşarken.

İyi dalışlar!..